Gaziantep Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği iletişim adresi [ gesob@gesob.org.tr ]
MENÜ
  GESOBBaşkanın MesajıTarihçemizİdari KadroODALARIMIZMerkezİlçeETKİNLİKLERHABERLERMEKSAEĞİTİM İSTATİSTİKLERİAHİLİK KÜLTÜRÜİLETİŞİM  
BİLGİ EDİNME SIKÇA SORULAN SORULAR
ODA ARA
 
Oda:
 

Aradığınız odanın sadece adını yazınız.
 
GAZİANTEP HAKKINDA
  Gaziantep TarihçesiGaziantep TurizmGaziantep El Sanatları  

ANTEP KİLİMCİLİĞİ
Antep kilimleri bilinen diğer Anadolu Kilimlerinden tezgah, şekil, dokunuş biçimleri ve nakışları yönünden çok farklıdır. Antep kilimlerinin bilinen çeşitleri : Baklava dilimleri, Habbap ayağı, Kuş Kanadı, Zincir Göbek, Dirsek göbek, Pençe Göbek, Çarkı felek, Parmak göbek, Atom Göbek(1945 sonrası dokunan bir kilim adı). Antep kilimlerinin hammaddesi öküz, deve ve at tüyü, koyun yünü ve keçi kıllarıdır. Siyah, felhani, mavi yeşil boya, cehre sarısı, ceviz kabuğu, cevizi boz, soğan kabuğu, sumak yaprağı Antep kilimlerinde kullanılan ilkel boyalardan birkaçıdır. Genelde 69 cm eninde 260 cm boyunda dokunan Antep Kilimlerinde motifler şöyle sıralanabilir : Çizgi, nokta ve daireden ibaret motifler, Sembolik motifler, hayvan motifleri, geometrik motifler, Bitki motifleri, İdografik bir manası olan motifler (dağ, ev vs.) Kilimin yalnız el tezgahlarında imal edildiği ve bu işkolunun çok canlı olduğu devirlerde Gaziantep te 7000 civarında el tezgahının faaliyette olduğu, 1960 larda bu sayının 100-150 ‘ye düştüğü saptanmıştır.
Motorlu dokuma tezgahlarının yaşamımıza girmesiyle Antep kilimlerine olan talep azalmış, tezgahlar yavaş yavaş ortadan kalkmıştır. Günümüzde genel olarak köylerde kendi ihtiyaçlarını gidermek maksadıyla kadınlar tarafından dokunmaktadır. KUTNUCULUK Tarihi bir değeri olan kutnu bezi dokumacılığı, Türkiye de yalnız Gaziantep te dokunan ipekli bir dokuma türüdür. Ham maddesi; floş (suni ipek) ve pamuk ipliği olan ve tamamen el tezgahlarında dokunan kutnu kumaşı değişik şekillerde dokunmaktadır. Geçmişi çok eskilere dayanan kutnuculuk; dünyada basma sanatı yokken, çeşitli boyalara defalarca batırılarak, kendisine has renk ve motifler verilerek yapılan bir dokumadır.
Kutnu kumaşı önceleri Halep, Hama ve Humus ta üretilip, Anadolu Pazarına sunulurdu. Daha sonra bu ipekli dokumalar Gaziantep il merkezi ile ilçe ve köylerinde de üretilmeye başlandı. Kutnu kumaşı, yöresel bir kıyafet olarak kullanıldığı gibi, çeşitli aksesuar, turistik giysi, çanta, terlik, perdelik kumaş ve milli kıyafet olarak da kullanılmaktadır. Kumaşlara çözgü sayılarına göre Kutnu, Alaca ve Meydaniye gibi değişik adlar verilmektedir. Kutnunun çözgü sayısı 4000, Alacanın 3000 tel, Meydaniyenin 2000 teldir.Kutnu çeşitlerinden en fazla rağbet görenlerden bazılarının isimleri ;

KUTNU ALACA MEYDANİYE
Mecidiye Mekkavi Yeşilli Osmaniye
Zincirli Kürdiye Kırmızı Meydaniye
Hindiye Çitavi Sarılı Osmaniye
Darıcı Rahvancıoğlu Mor Meydaniye
Kemha Kırkkalem Vişne Meydaniye
Sedefli

Eskiden Gaziantep te çok yapılan kutnu kumaşı dokumacılığı son zamanlarda yok denecek kadar azalmıştır. İpekli kutnu dokumacılığı el sanatı gittikçe az ilgi gören bir sanat dalı haline gelmiştir. Binlerce yıldır işlenen kutnunun desen ve renkleri, Türk köylüsünün asırlık renk ve desen kültürünü belirten bir hatıra ve turistlerin ilgisini çeken orijinal bir sanat eseri haline gelmiştir.

ABA DOKUMACILIĞI
Aba, deve, öküz ve at tüyünden, keçi kılından ve koyunyününden dokunan özel bir kumaştan yapılan bir erkek giysisidir. Abanın üst rafından başın, yan tarafından kolların geçmesi için birer delik olup kolları yoktur. Eskiden kumaşın dokunmasında kullanılan tüy, kıl ve yünler toprak, mor boya, ceviz kabuğu, ceviz kökü, heylangoz yaprağı, sumak yaprağı, meyve, kızılcık otu gibi kök boya denilen boyalarla boyanırdı. Günümüzde ise suni boyalarla renklendirilmiş polyester iplikler kullanılmaktadır. Geçmişte kullanım alanı oldukça geniş olan abanın Suriye ve Arabistan ‘da giyileni geniş ve kısa bir şekilde olup, dizden biraz aşağı inerdi. Abanın dokunuşuna, üzerinde yapılan motiflerin durumunu ve bu motiflerde kullanılan iplerin özelliklerine göre giyenin ekonomik durumu belli olurdu. Halkın giydiği abalar daha az motifli ve kaba olarak dokunurdu. Zenginler ise çuhadan veya ipekten dokunmuş abalar giyerlerdi. Abalar dokunduğu ipin ve kumaşın rengine, boyuna ve giyildiği yörenin ismine göre isimlendirilir. Humus Abası, Yerli Aba (Boz Aba, Kırmızı Aba, Lacivert Aba, Siyah Aba), Sırmalı Aba (tahtalı Aba, Sandıklı Aba, Zincirli Aba, Kandilli Aba, Kurbağalı Aba), Kıl Aba, Maraş Abası, Urfa Abası, Koron Abası, Siyah Aba, Çuha Aba, Uzun boy Aba, Kısa boy Aba.

ZURNACILIK
Türk Folkloru içinde halk müziği ve oyunlarının ayrılmaz bir parçası olan hak çalgılarımızın ayrı bir yeri vardır. Türk halk çalgısı deyince; fabrika imalı olmayan, halkın kendi mevcut imkânları içinde ve basit araçlarla elde yaptıkları, akustik kanunlara uymayan, standart ölçü ve kalıpları olmayan, etnografik özelliği olan çalgılar akla gelmektedir. Üflemeli halk çalgılarımızın başında gelen zurna, kalın zerdali ağacından yapılır ve davulun yanında çalınan üflemeli bir çalgı aletidir. Zurnanın tarihi Orta Asya ya dayanmaktadır. Çok eski zamanlardan beri bir çalgı aleti olarak bilinip, yapılmaktadır. Zurna 3 kısımdan oluşur. Baş kısım (Mezik), şimşir ağacından yapılır. Ağız kısmı (Alt çanak), geniştir. Orta kısım ise dardır. Zurnanın 15 deliği vardır. 8 tanesi büyük (nota deliği), 7 tanesi (cin deliği) küçüktür. Zurna yapıldıktan sonra şimşir ağacından yapılan mezik kısmının ucuna metem denilen uç, zurna çalan kimseler tarafından kamıştan yapılır. Gaziantep te zurna sipariş üzerine yapılmaktadır. Bir usta günde ancak 1-2 tane imal edebilmektedir.
Zurnanın delikleri matkapla delindikten sonra ısıtılmış demir ile dağlanır. Böylece ses daha düzgün çıkar. Zurnanın boyu uzadıkça sesi kalınlaşır, boyu kısaldıkça sesi incelir. Gaziantep te 3 çeşit zurna imal edilmektedir. Tüm kaba zurna, 32.5 cm uzunluğundadır. Orta kaba zurna, 31 cm uzunluğundadır. Cura zurna, 30 cm uzunluğundadır. Zurnanın standart boyu, orta kaba diye bilinen 31 cm uzunluğunda olanıdır. Kuru zerdali ağacından yapılan zurnalar daha iyi ses çıkartır; eğer yaş ağaçtan yapılırsa çıkan ses kulağı tırmalar. Zurnanın delikleri de belli bir ölçüye göre yapılmaktadır. Zurna yapan kimselere “Harat” ismi verilmektedir. Bu işle uğraşan kişiler gittikçe azalmaktadır.
Yurdun her yöresinde bir açık hava çalgısı olarak kullanılan zurna özel bir soluk alma tekniği ile çalınır. Sesi çok kuvvetli çıkar ve çok uzaklardan duyulur. Yalnız erkekler tarafından çalınır. Bir zurna işi bittikten sonra duvarda asılı olarak muhafaza edilirse ömrü 10-20 yıl arasındadır.
 

Copyright © 2006 GESOB - [ Web Tasarım : Bilişim Design ]